30 Days of Night
Yazı spoiler içermektedir. Filmi izlemediyseniz okumamanızı tavsiye ederim.
Yılın 30 gününü güneşsiz geçiren bir şehir.. Şehre karanlığın çökmesini bekleyen bir insan grubu..

2 saat süren bu korku filmi gerektiğinden fazla uzun. Neden? Bir defa konunun işlenişi gayet yüzeysel. Şehirde güneş batar, vampiler gelir, insanlar bu kan emicilerle mücadeleye başlar. Atmosfer olarak The Thing filmini anımsadığımı eklemeliyim. Film boyunca sadece koklatılmış ama finalinde “giriş ve gelişmeden” daha çok vurgulanmış aşk teması hiç samimi değildi. Finalinde vampirlerin güneş doğunca toz haline gelme meselesi de direkt Blade’i akla getirdi. Kahramanımızın (Josh Hartnet) vampirleri ağaç budar gibi kesmesi gülümsetiyor, dehşete düşürmüyor..

Josh Hartnett rolünün hakkını vermiş. Melissa George da yardımcı oyuncu olarak başarılı sayılabilir. Efektlere değinmek gerekirse pek etkileyici olduğunu söylemek zor. Vampirlerin yüzüne pudra sürüp yapay diş takmak artık alışıldık. Herhangi bir insan da bunu yapabilir. Filmde orijinal olarak kahramanın kendine vampir kanı enjekte edip onlarla savaşması söylenebilir. Alt metinde fedakarlık vurgulanmış diyelim de film hepten boş olmasın.

30 days of night; 2 saat süren, bildiğimiz vampir filmlerine pek bir şey katmayan ama aynı zamanda da sıkmayan bir film izlemek isterseniz gayet idealdir.






ben barnes çok tatlı yaa nnoolurr telefonunu yada msn sini biliyosanız buraya yazın ölürüm onun için kimse umutlanmasın bnden çok kimse sevemez onu o kadar o srtük lucyde filmde öptü kaspiyanımı istanbula bi gelse de azını burnunu dağatsam şunun:@
ben barnes 30 days night filminde oynamıyo haa yanlış anlamayın narnia günlüklerinde prens kaspiyanı oynuyo
enteresan